Discovery Channel Magazine röportajı

2014 yaz mevsimi, Marmara Bölgesinde gerçekleşen, özellikle İstanbul’u etkileyen, hortum olayları ile hatırlanacaktır. “Discovery Channel Magazine (DCM)” dergisinin süper fırtınaları (kasırgaları) konu edinen 2014 Ekim ayı sayısında Türkiye’de gerçekleşen şiddetli hava olayları ile ilgili sorulara Ömer Lütfi Şen (ÖLŞ) tarafından verilen cevapları aşağıda bulabilirsiniz.

DCM: Yakın dönemde tanık olduğumuz hava olaylarının temel nedeni ne?

ÖLŞ: Yakın dönemde şiddetli yağış, fırtına ve hortum olaylarına tanık olduk. Bu olayları tek bir nedene bağlamak doğru olmaz ama uzun süren kurak dönemlerin ardından gelen yaz mevsimlerinde bu tip olayların oluştuğunu daha önceki yıllardan biliyoruz. Örneğin 2007-2008 kurak dönemi ardından 2009 yılı yaz mevsiminde İstanbul da dahil Türkiye’nin pek çok yerinde şiddetli yağış ve fırtına olayları meydana geldi. Yaz mevsimi, daha fazla ısınmadan dolayı yüzeyin atmosfer üzerindeki etkisinin arttığı bir zaman dilimidir. Kuraklık bu etkiyi daha da güçlendirir ve havayı daha kararsız hale getirir. Yaklaşan bir yağış sistemi bu şekilde lokal olarak güçlendirilir ve oluşacak yağış daha şiddetli hale gelir. Halihazırda Türkiye’nin, İstanbul da dahil önemli bir kısmının kuraklığın etkisi altında olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla bu yaz yaşanan şiddetli yağış ve fırtına olaylarının oluşmasında yukarıda anlattığımız süreçlerin önemli bir rol oynadığını söyleyebiliriz. Ancak bu yıl diğerlerinden farklı olarak daha fazla hortum hadisesine şahit olundu. Hortum olayları yukarıda anlattığımız lokal olarak güçlendirilmiş fırtına sistemlerinde “süper hücre” olarak adlandırılan enerji-yoğun kısımların yere doğru uzanması ile oluşur. Hortum hadisesinin bu yıl bir kaç defa meydana gelmesinin nedenini açıklayacak herhangi bir çalışma henüz yapılmadı. Ancak yüzey ile atmosfer arasındaki sıcaklık farkının bu olayların oluşması sırasında normallerden daha fazla olmasının önemli bir faktör olduğunu söyleyebiliriz. Bu durum hem deniz yüzeyinin hem de kara yüzeyinin normallerden daha sıcak olması ama aynı zamanda yukarı seviye atmosferin soğuk hava getiren kuzeyli hava akımları ile beslenmesi ile mümkün olabilir.

DCM: Bunlar bir istisna mıydı yoksa devamının gelmesini beklemeliyiz?

ÖLŞ: Bir yerin ikliminde birbirini takip eden kurak ve yağışlı dönemler vardır. Dolayısıyla kurak dönemlerin ardından bu tip olayların oluşma ihtimalinin yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Ancak yukarıdaki açıklamadan da anlaşılacağı gibi bu olaylar sadece lokal etkilerle açıklanamaz. Atmosferde bölgesel hatta küresel ölçekte meydana gelen değişiklikler de etkili olmaktadır. Türkiye’yi o tarihlerde etkileyen yağış sistemleri olmasaydı bu tip olaylar muhtemelen meydana gelmeyecekti. Önümüzdeki yıllarda bütün bu etkenler bir araya geldiğinde tekrar bu tip olaylara şahit olabiliriz.

DCM: Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de özellikle bu olayları gözlemleyen ve raporlayan bir kurum var mı?

ÖLŞ: Türkiye’de bu tip olayları kaydeden kurum Meteoroloji Genel Müdürlüğü’dür. Bu tip hadiseler “fevk rasatları” olarak olayın cinsi, yeri, zamanı, zararı şeklinde raporlanır. Ancak yerleşim alanlarının dışında meydana gelen şiddetli hava hadiseleri gözlenemediği için kaydedilemez. Dolayısı ile bu tip verilerde belirsizlik çoktur.

DCM: İçinde bulunduğumuz coğrafya itibariyle Katrina, Felix, Haiyan gibi süper fırtınalarla karşılaşma ihtimalimiz var mı?

ÖLŞ: Bu büyüklükteki süper fırtınaların Türkiye’ye ulaşması söz konusu değildir. Süper fırtınalar okyanusların genellikle ekvatora yakın kısımlarında yüzey suyu sıcaklığının 27 dereceyi aştığı durumlarda oluşur ve genel olarak ticaret rüzgarları tarafından batıya doğru sürüklenir. Bu nedenle kıtaların hep doğu taraflarında etkili olurlar. Görece soğuk sular ve karalar üzerinden geçerken yüzeyden yeterince enerji ve nem alamayacağı için (ayrıca karalar üzerinde sürtünme nedeniyle) hızla güç kaybederler. Üç kıtanın ortasında bir coğrafi konuma sahip Türkiye’nin bu tip fırtınalara ne günümüzde ne de gelecekte maruz kalma ihtimali yoktur. Ancak bunlara benzer daha küçük ölçekli hadiselerin nadir de olsa Akdeniz ve Karadeniz üzerinde oluştuğu bilinen bir gerçektir. Hatta Akdeniz üzerinde oluşanlara “Hurricane”den esinle “Medicane” denir (“Medi” kısmı Akdeniz’in İngilizcesi “Mediterranean”dan gelir). Ancak süper fırtınalara benzer göz kısımları bile olan bu görece küçük hadiselerin etkisi çok daha düşüktür.

DCM: Yaşadığımız hava olaylarının bunlarla benzerlikleri farklılıkları neler?

ÖLŞ: Süper fırtınalar ekvator civarındaki tropikal kuşakta (yani güneş ışınlarının dik açı ile gelebileceği 23 derece kuzey ve güney enlemleri arasında) oluşurlar. Tropikal siklon olarak da adlandırılan bu sistemlerin oluşması geniş bir alanda su sıcaklığının 27 dereceyi geçmesi ile ilgilidir. Türkiye’nin bulunduğu enlemlerde oluşan fırtınalar ise daha çok sıcaklığı ve yoğunluğu farklı iki hava kütlesinin karşılaşması ile ilgilidir. Yani kuzeydeki soğuk hava kütlesi ile güneyindeki görece sıcak hava kütlesi arasındaki bir nevi mücadele sonucu oluşurlar. İki farklı hava kütlesi olması nedeniyle bizim enlemlerdeki fırtınalarda bu iki hava kütlesi arasında “cephe” olarak adlandırılan geçiş zonları mevcuttur. Uzun süren hafif yağışların olduğu sıcak cephe geçişi ile beraber sıcaklık artar, şiddetli ama kısa süren yağışların oluştuğu soğuk cephe geçişi ile beraber sıcaklıklar düşer. Süper fırtınalarda ise sadece sıcak hava kütlesi vardır ve cephe sistemleri olmaz. Süper fırtınalar güneş enerjisinin fazla olduğu alanlarda oluştuğu için daha kuzeyde kalan Türkiye’yi etkileyen fırtına sistemlerine göre çok daha güçlü ve yıkıcıdır.

DCM: Süper fırtınalar bağlamında dünyayı yakın gelecekte neler bekliyor?

ÖLŞ: Son 150 yılın en sıcak dönemi 1998’den sonra yaşandı. Aynı zamanda en fazla zarara yol açan Atlantik kaynaklı ilk 10 süper fırtınanın 9 tanesi 2000 yılından sonra meydana geldi (geri kalan bir tane ise 1992 yılında Amerika’nın güney doğusunu etkileyen Andrew adlı süper fırtına). Aynı dönemde sıcaklığın yüksek olması ve daha güçlü süper fırtınaların oluşması gerçeği bu iki olayın ilişkili olabileceğini akla getirmektedir. Yapılan çalışmalar son yıllarda süper fırtınaların daha güçlü olmasında küresel ısınmanın da etkisinin olduğuna işaret etmektedir. Bu durumda önümüzdeki yıllarda da güçlü süper fırtınaların oluşma ihtimalinin yüksek olduğunu söyleyebiliriz.

DCM: Küresel iklim değişikliğinin etkisini biraz daha açabilir misiniz?

ÖLŞ: Küresel ısınmanın etkisinin, şimdilik fırtınaların oluşumunu başlatmaktan ziyade gücünü artırma şeklinde olduğu söylenebilir. Atmosferin ısınması ile beraber su buharı tutma kapasitesi de artar. Havada daha fazla nem olması, fırtına sisteminin ve oluşacak bir yağış olayının daha şiddetli meydana gelmesine yol açacaktır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s