İstanbul’un gelecekteki iklimi: Tipik Akdeniz!

“Analoji” yada “benzetim”, iklimde meydana gelmesi beklenen değişikliklerin kolay anlaşılması için yaygınca kullanılan etkili bir yöntemdir. Örneğin, 2010 yılında Dünya Bankası’nın yayınladığı bir raporda İstanbul’un gelecekte Karaman ilinin bugünkü iklimine sahip olacağı öngörüsü yer almıştı. Son zamanlarda medyaya yansıyan uzman görüşlerine göre gelecekte Trabzon’un ikliminin Antalya’nınki gibi, ve Antalya’nın ikliminin de Kahire’ninki gibi olması beklenmektedir. Dikkat edilirse, bu şekildeki benzetimler doğrudan sıcaklık ve yağış ile ilgili herhangi bir veriden bahsetmemektedir. Ancak, her iki yeri bilen yada her iki yerin iklimi hakkında temel bilgiye sahip bir kişi değişimin hangi mertebelerde olacağını kolayca idrak edebilir.

Benzetimler, kısa ve öz olmaları, daha önce öğrenilmiş bilgi ve tecrübe edilmiş olguların üzerine kurulu olmalarından dolayı, hem hafızalarda kolayca yer edinebilme hem de kolayca nakledilebilme özelliklerine sahiptir. Ancak, tam da onu etkili kılan bu özellikler nedeniyle, bu metodun yanlış veya eksik bilgiyi yayma gibi önemli bir riski de barındırdığı söylenebilir. Dolayısıyla, bu metodu kullananların dikkat etmesi gereken en önemli nokta benzetimlerin doğru bilgiye dayanmasıdır. İklim değişikliği alanında doğru bilgi meteorolojik ölçümlere, iklim modeli kestirmelerine ve bunlardan elde edilen verilerin analizine dayanmaktadır. Bu yazının amacı yukarıda verilen örnekler üzerinden Türkiye’de geleceğe dair iklim değişikliğini ve bu alanda kullanılan benzetimlerin gerçeklik payını ölçüm ve model uygulamalarına dayanan iklim verileri kullanarak değerlendirmektir.

İklim açısından bakıldığında Türkiye’nin dünya üzerinde ilginç bir konuma sahip olduğu söylenebilir. Türkiye’nin iklimini şekillendiren ana parametreler bulunduğu enlemler (36 – 42o K), topoğrafyası, üç tarafının denizlerle çevrili olması ve Atlas Okyanusu’na olan uzaklığı olarak sayılabilir. Çöl ikliminin hakim olduğu alanların 30o civarında olduğunu kabul edersek, Türkiye’nin güneyi bu enlemlerden sadece 6o (yaklaşık 660km) kuzeyde yer almaktadır. 30o enlemi üzerinde bulunan Kahire (Mısır’ın başşehri) çöl iklimine sahiptir. Akdeniz’in iki yakasında, yaklaşık aynı boylam üzerinde bulunan Antalya ve Kahire’nin yıllık toplam yağışları arasında dramatik bir fark vardır. Antalya’nın yağışı 1043mm iken Kahire’ninki 25mm’dir (bkz. Tablo). Antalya yıllık bazda Kahire’den 3.5oC kadar soğuktur. 41 derece enlemi üzerinde bulunan İstanbul (Antalya’dan yaklaşık 450 km kuzeyde) Akdeniz ikliminin geçiş bölgesinde yer alır ve sıcaklığının (15oC) yanısıra yağışı da (633mm) Antalya’ya göre düşüktür. Karaman 327mm ile Türkiye’nin en az yağış alan illerinden birisidir. Karasal iklime sahiptir. Deniz seviyesinden olan yüksekliği (1023m) nedeniyle yıllık ortalama sıcaklığı (12oC) diğer illere göre düşüktür. Trabzon, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yer almasına rağmen Antalya kadar yağış almaz. Sıcaklığı ise Antalya’nınkinden 3.7oC daha düşüktür.

Yukarıda belirtilen illerin sıcaklık dağılımına dikkat edilirse enlem ve yükseltinin belirleyici olduğu görülebilir. Kuzeye doğru gidildikçe ve yükseklik artıkça sıcaklık azalıyor. Yağış dağılımında ise daha fazla faktör etkilidir. Atmosferin genel dolaşımıa bu faktörlerin başında gelir. Güneş enerjisi ekvator civarına daha fazla miktarda ulaşır. Bu durum ekvator civarındaki havayı ısıtarak yükselmesini sağlar. Yükselen hava soğur, bulut oluşturur ve yağış üretir. Ekvator civarı bu nedenle oldukça fazla yağış alır. Yağış ile nem kaybeden havanın bir kısmı kuzeye doğru hareket eder ve 30oK enlemi civarında çöker. Çöken hava ısınır, dolayısıyla bulut ve yağış oluşturamaz. Bu sebeple, istisnalar olmakla beraber 30oK enlemleri civarı kurak alanlardır. Dünyanın en büyük çöl alanları da bu enlemlerde yer alır. Kahire’nin çok az yağış almasının başlıca sebebi de budur.

Tablo: Bazı şehirlere ait yıllık toplam yağışlar ve yıllık ortalama sıcaklıklar

Tablo1

Yukarıda anlatılan dolaşım Hadley hava dolaşımı olarak adlandırılır. Bu dolaşım güneş ışınlarının dik geldiği enlemlere (23oK ve 23oG arası) göre yazın bir miktar kuzeye doğru, kışın da bir miktar güneye doğru kayar. Yaz mevsiminde bu dolaşımın çöken kolu Türkiye’nin güneyindeki enlemlere yaklaşır. Akdeniz iklimi bu hareket nedeniyle şekillenir. Akdeniz havzası yazları kurak kışları ise yağışlı geçer. Çöllerin hemen güneyinde yer alan “savana” iklimi ise yine aynı hareketten dolayı Akdeniz ikliminin tersi bir mevsimsel yağış rejimine (yazları yağışlı, kışları kurak) sahiptir. Ortada kalan alanlar ise ne yazın ne de kışın yağış alabilir. Bu nedenle bu alanlar çöl iklimine sahiptir.

Hadley hava dolaşımının çöken kolu Atlas Okyanusu üzerinde bir yüksek basınç alanının oluşmasına sebep olur. Portekiz’in batısında yer alan Azor adaları nedeniyle bu basınç alanı Azor Yükseği olarak adlandırılır. Azor Yükseği, Türkiye yağışlarını etkileme potansiyeli yüksek bir sistemdir. Bu sistemin güçlü yada zayıf olması, Atlas Okyanusu’nun kuzeyinde gelişen fırtına sistemlerinin doğuya doğru nasıl bir rota izleyeceğini belirler. Zayıf olması durumunda fırtınalar daha güneyli bir rota izleyebilir. Bu durumda Akdeniz havzası daha fazla yağış alır. Güçlü olduğu durumda ise, bu fırtına sistemlerinin Akdeniz üzerine inmesini engeller ve onların daha kuzeyli bir yörüngede hareket etmelerine sebep olur. Bu durumda Akdeniz havzası fazla yağış almaz. Bu sistem kışın genellikle zayıfladığı için Antalya oldukça fazla yağış alır. Hadley dolaşımının yazın kuzeye kaymasıyla Azor Yükseği güçlenir, hatta Akdeniz ve Avrupa’nın önemli bir kısmını etkisi altına alır. Bu durumda Antalya yağış alamaz.

Tam bu noktada, “atmosferde karbondioksit ve metan gibi gazların artması bölgede iklimi hangi yönde değiştirecektir?” şeklinde bir soru akla gelebilir. Bu soruya cevap vermek sıcaklık açısından nispeten kolaydır. Çünkü, bu gazların atmosferde sera etkisine yol açarak sıcaklığı artırdıkları uzun zamandır bilinen bir olgudur. Bu nedenle, bu gazların miktarının atmosferde artmaya devam etmesinin sıcaklığı da artıracağını beklemek yanlış olmaz. Asıl müşkül olan ise yağışın bölgede nasıl değişeceğini öngörmektir. Yağış açısından belirleyici unsur sıcaklık artışı nedeniyle Hadley dolaşımında meydana gelecek değişimdir. Tahminler sıcaklık artışının Hadley dolaşımını genişleteceği yönündedir (bkz. Harita). İklim modelleri bu genişlemenin 21inci yüzyılda yaklaşık 2o (220km) civarında olacağını ortaya koymaktadır. Bu durumda Hadley dolaşımının 30o enlemi civarında çöken kolu 32o enlemi civarına kayacaktır. Böylece Türkiye’ye yaklaşacaktır. Öte taraftan Azor Yükseği bu harekete paralel olarak kuzeye kayarak fırtına yörüngelerini kuzeye itecektir. Bu durumda Türkiye’nin güney kesimleri daha az sayıda veya daha zayıf fırtınaya maruz kalacak ve böylece yağışlar azalacaktır. Farklı modeller ile gerçekleştirilen iklim değişikliği projeksiyonları Akdeniz havzası için bu öngörüde büyük ölçüde uyuşmaktadır. Zaten bölgenin iklimini şekillendiren mekanizmalar bilindiğinde modellerin bu öngörülerinin oldukça mantıklı olduğu kolayca söylenebilir.

Clim_change_for_TR

Altyazı: İklim değişikliğinin Türkiye’yi etkileme mekanizması: Artan sıcaklık nedeniyle Hadley hava dolaşımı genişleyerek 30oK enlemi civarında çöken kolu yaklaşık 2o kuzeye kayacak. Azor Yükseği daha kuzeyde oluşacak ve fırtına yörüngelerini kuzeye itecek (siyahlar şimdiki zaman, kırmızılar gelecek zaman) Türkiye’nin güney kesimleri daha az yağış alacak. Kuzey kesimlerinde ise yağış miktarı biraz artacak.

İklim değişikliğinin Akdeniz havzasına etkisi için özet olarak, gelecekte sıcaklıkların artacağını ve buna karşılık yağışların azalacağını söyleyebiliriz. Peki, bir Akdeniz ülkesi olan Türkiye’de iklim nasıl değişecek? İstanbul’un iklimi gerçekten Karaman’ınki gibi mi olacak? Trabzon, Antalya gibi mi olacak? Antalya, Kahire mi olacak? Bu ve benzeri sorulara ancak yüksek çözünürlüklü bölgesel iklim değişikliği projeksiyonları ile cevap verebiliriz. İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü araştırmacıları tarafından elde edilen iklim değişikliği projeksiyonları sıcaklığın, zamansal ve mekânsal farklılıklar göstermekle beraber bütün Türkiye çapında yükseleceğine işaret etmektedir. Sıcaklık artışı yaz mevsiminde kış mevsimindekinin iki katına yaklaşacaktır. Ayrıca sıcaklık artışı Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinde diğer bölgelere göre daha fazla gerçekleşecektir. Aynı iklim değişikliği projeksiyonları yağışların yıllık bazda başta Akdeniz bölgesi olmak üzere Ege ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinde azalacağını ve başta Doğu Karadeniz sahil kesimi olmak üzere ülkenin kuzey kesimlerinde artacağını göstermektedir.

Günümüzde İstanbul ve Karaman’ın yaz sıcaklıkları birbirine yakın değerlerdedir. Ancak İstanbul kış sıcaklıkları açısından Karaman’dan daha yüksek değerlere sahiptir. Bu durumda gelecekteki sıcaklık artışı İstanbul’u günümüzdeki Karaman’a benzetmeyecektir. İklim değişikliği projeksiyonları İstanbul’un kış yağışının artacağına, yaz yağışının ise pek değişmeyeceğine işaret etmektedir. Yağış açısından da geleceğin İstanbul’unun günümüzün Karaman’ına benzemesi söz konusu değildir. Akdeniz-Karadeniz iklimleri geçiş bölgesinde yer alan İstanbul’un gelecekteki ikliminin Akdeniz iklimine doğru evrileceğini söylemek daha doğru olacaktır.

Trabzon’un gelecekte sahip olacağı iklimin sıcaklık açısından bugünkü Antalya’yı andıracağı söylenebilir. Hem yaz hem de kış sıcaklıkları bu açıdan Antalya’nınkilere benzer değerlere yaklaşacaktır. Ancak aynı değişimi yağış için söyleyemeyiz. Trabzon’un gelecekteki mevsimsel yağış dağılımı günümüzün Antalya’sına göre oldukça farklı olacaktır. Trabzon, kış yağışlarını gelecekte artıracak olmasına rağmen yine de kış aylarında oldukça yüksek yağış alan Antalya’ya benzemesi söz konusu olmayacaktır. Trabzon’un Mayıs – Eylül arası yağışları bir miktar azalacak, ancak yine de Antalya’nın günümüzdeki aynı dönem yağışlarından yüksek seyredecektir. Bu durumda Trabzon’un gelecekte Antalya’ya sıcaklık açısından benzeyeceğini ancak yağışta farklılıkların devam edeceğini söylemek yanlış olmaz. Trabzon’a kıyasla, İstanbul’un gelecekteki ikliminin Antalya’nın bugünkü iklimini daha fazla andıracağını söyleyebiliriz.

Kahire’nin aylık ortalama sıcaklıkları 14-28.5oC arasında değişir. Antalya’nın gelecekteki aylık ortalama sıcaklıklarının 13-33oC arasında olması beklenmektedir. Bu durumda Antalya’nın gelecekteki yaz iklimi günümüz Kahire’sinin yaz mevsiminden daha sıcak olacaktır. Antalya’nın gelecekteki kış yağışlarında bir miktar azalma olacağı öngörülmektedir. Ancak bu azalmayla dahi Antalya, yıllık toplam 25mm yağışlı Kahire’ye göre mukayese kabul etmeyecek oranlarda yüksek yağışa sahip olacaktır. Hem sıcaklık hem de yağış açısından değerlendirildiğinde Antalya’nın gelecek ikliminin Kahire’nin bugünkü ikliminden farklı olacağı söylenebilir.

TR_ECHAM5_prec_change_2080s_3

Altyazı: Gelecekte Türkiye’nin Akdeniz bölgesi yağışlarında yer yer %30’lara varan azalma (sıcak renkler) meydana gelecek. Doğu Karadeniz bölgesinde ise %30’lara varan artışlar (soğuk renkler) olacak. Sıcaklıklar genel olarak her yerde artacak ancak artışlar yaz mevsiminde kış mevsimine kıyasla daha büyük değerlerde olacak.

Bir yerin iklimi ağırlıklı olarak sıcaklık ve yağış parametreleri ile belirlenir. Bu olgu hem bilimsel olarak böyle kabul görmüştür hem de halk arasında genel algı da bu yöndedir. Dolayısıyla iklim değişikliği açısından sadece bu parametrelerden birisindeki değişimi ön plana çıkaracak şekilde yapılan benzetimler eksik olacaktır. Bu nedenle, iklim değişikliği projeksiyonları ile belirlenecek yeni iklim bölgeleri üzerinden yapılacak değerlendirmeler daha doğru ve faydalı olacaktır. Örneğin, İstanbul ve bazı Karadeniz sahil şehirlerinin gelecekte Akdeniz iklimi özelliklerini göstereceği şeklinde ifadeler kullanılabilir. Ancak, bu şekilde değerlendirmeler yapabilmek için hem tarihsel verileri hem de iklim değişikliği projeksiyonlarını kullanan ve objektif yöntemlere dayanan iklimsel bölgelendirme çalışmalarının yapılması gereklidir.

Yazarlar:

Ömer Lütfi Şen (1,2) ve Deniz Bozkurt (2)

(1) SU, İstanbul Politikalar Merkezi, Mercator-İPM Araştırma Programı

(2) İTÜ, Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü

Reklamlar

One thought on “İstanbul’un gelecekteki iklimi: Tipik Akdeniz!

  1. Orman ekosistemlerinin tahrip edilmesinin iklimin değişimine olan etkisi kaçınılmazdır. Zira orman ekosistemleri hem toprak üstü hem de toprak altı biomas ile çok iyi bir karbon depolama alanlarıdır. Bu olayda doğrudan pozitif veya negatif yönlü olarak iklim değişimlerine etki etmektedir. Orman ekosistemlerin bir diğer önemli etkisi suyun hidrolojik döngüsüne olan katkısıdır. Özellikle İstanbul’da orman alanlarının tahrip edilmesi hiç şüphesiz suyun hidrolojik döngüsüne olumsuz yönde etki edebilecektir. İstanbuldaki orman ekosistemlerinin bir diğer önemli etkisi istanbul ve çevresindeki yağış-evaporasyon-transpirasyon ve yüzel akış üzerinde değişimlere yol açabilecek nitelikte olmasıdır. Yine istanbuldaki orman ekosistemlerinin tahrip edilmesi istanbulun sıcaklığı üzerinde etkili olacaktır. Yine İstanbul ve çevresindeki orman ekosistemlerinin tahrip edilmesi, arazi dönüştürülmesi ve hızlı betonlaşma sonucunda lokal veya geniş alanlardaki geçici veya daimi ısı adalarının oluşmasına neden olabilecektir.
    Saygılarımla,
    Doç. Dr. Turan Yüksek
    RTE Üniversitesi
    Peyzaj Mimarlığı Bölümü
    http://akademisyen.erdogan.edu.tr/akademisyen.php?uyeid=h5i8r3w0i3w4i8u9e7u5c5b4

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s