GAP Bölgenin İklimini Değiştiriyor

Güneydoğu Anadolu Projesi… Kısa adı ile GAP. Tarımdan su kaynaklarına, turizmden enerjiye pek çok alanda ülkemizin büyük umutlar bağladığı devasa bir proje. Hakkında çok konuşulan, çok yazılan, son 20-30 yılda gündemin hep en ön sıralarında yer alan bir bölgesel kalkınma projesi.

GAP ile birlikte çok şey değişiyor. Barajlar inşa ediliyor, arkalarında suni göller oluşturuluyor. Böylece hem bölgenin su kaynakları denetim altına alınıyor hem de enerji üretiliyor. Bu göllerden tünellerle, kanallarla ovalara su taşınıyor ve geniş araziler sulanıyor. Bu arazilerde daha önce susuzluktan dolayı yetişmeyen ürünler yetiştiriliyor. Ovalar yeşilleniyor. Bütün bu gelişmelerin değişik alanlarda ve sosyal hayatta etkileri görülüyor. İnsanların yaşam standartları da yükseliyor. Peki bütün bu değişiklikler olurken acaba bölge insanının yaşadığı atmosfer ve soluduğu hava nasıl değişiyor? İşte bu yazıda bu konu hakkında yapılan bir araştırmanın bulgularına yer verilecektir.

Belki hatırlanacaktır, 2008 yılı ilkbahar mevsiminde “Bereketli Hilal” olarak adlandırılan bölgenin büyük bir bölümü ciddi bir kuraklık yaşadı. Bu bölgenin kuzeyinde yer alan Güneydoğu Anadolu Bölgesi’de bu kuraklıktan oldukça etkilendi.  Meralar kuruyunca hayvanların bir kısmı telef oldu, bir kısmı ise Doğu Anadolu Bölgesi’ne götürülmek zorunda kalındı. Kuru tarım yapılan alanlarda ekinler gelişemedi, başta mercimek olmak üzere arpa ve buğday gibi tahıllardan verim alınamadı. Ancak, aşağıdaki resimden de görülebileceği gibi, kuraklıktan etkilenen alanların (kahverengi tonları) ortasında parça parça kuraklıktan etkilenmeyen (yeşil tonları) alanlar da vardı. Bu alanlardan en büyüğü Şanlıurfa’da yer alan Harran Ovası’dır (Türkiye’nin Suriye sınırına yakın koyu yeşil alan). Eskiden çoğunlukla kuru tarım yapılan bu ovanın, etrafındaki araziler gibi kuraklıktan etkilenmemesinin en önemli nedeni ise GAP kapsamında gerçekleştirilen sulamadır.

Resim: 2008 yılı Nisan ayında Bereketli Hilal olarak adlandırılan bölgede yaşanan kuraklığın uydu ölçümlerinden elde edilen bitki anomalisi fotoğrafı ile gösterilmesi. Yeşil tonları uzun yıllar ortalamasınadan daha fazla ve gür bitki olduğuna, kahverengi tonları ise daha az bitki olduğuna işaret eder. (NASA Earth Observations)

GAP kapsamında 1.82 milyon hektarlık oldukça büyük bir alanın sulanması hedeflenmektedir. 2008 yılı itibariyle bu rakamın ancak %16’sı civarında bir alan sulamaya açılabildi. Bu rakamın önemli bir kısmını tek parça halinde Harran Ovası’nın oluşturduğunu hesaba katarak tekrar yukarıdaki resme bakalım. Bu resimde görülen yeşil diktörtgen alan (Harran Ovası) gibi 5-6 tane daha olduğunu varsayalım.  Bu resimdeki gibi kuraklıktan etkilenmeyen, kuraklığın etkilediği büyük bir bölgenin ortasında yemyeşil bir alan. Böyle büyük bir alanın bölgenin hidrometeorolojik ve hidroklimatik özelliklerinde önemli değişikliklere yol açacağını söylemek herhalde kehanet olmaz. Aslında, Harran Ovası’ndaki değişime bakılarak ileriki yıllarda bölgede nasıl değişiklikler olabileceği hakkında fikir yürütmek pekala mümkündür. 1995 yılından önce daha çok kuru tarım (buğday, arpa vs.) yapılan ovada, sulama ile birlikte pamuk ekilen alanlar hızla artmıştır. Son yıllarda mısır ekilen alanlarda da önemli artışlar meydana gelmiştir. Bunların yanında, Harran Ovası değişik bir çok tarımsal ürünün de yetiştirilmesiyle yeşil bir örtüyle kaplanmaya başlamıştır. Tarımsal aktiviteler bir taraftan arazinin yüzey örtüsünü değiştirirken diğer taraftan bölgenin hidrometeorolojik yapısında da önemli değişikliklere yol açmaktadır.

Resim: Harran Ovası’nda göz alabildiğine uzanan pamuk ve mısır (uzakta) tarlaları

Resim: Harran Ovası’nda bir mısır tarlası boyunca uzanan sulama kanalı.

GAP kapsamında sulu tarıma geçilen arazilerde ne gibi hidrometeorolojik değişimler olduğunu bilimsel metodlarla tespit etmek için Harran Ovası’nın kuzey kesiminde GAP öncesi ve sonrasını yansıtan iki arazide hidrometeorolojik ölçümler yapılmıştır. Şanlıurfa şehir merkezinin 20 km kadar doğusunda kalan Harran Üniversitesi’nin Osmanbey Kampüsü arazisi içerisine kurulan bir ölçüm istasyonu ile sulu tarım yapılmayan bir araziden GAP öncesi durumu yansıtan veriler elde edildi. Bu alanın yaklaşık 7-8 km güneybatısına düşen Çekçek Köyü’nde pamuk tarımı yapılan bir alanda da gerçekleştirilen ölçümler ile GAP sonrası durumu yansıtan veriler elde edildi.

Resim: Ölçüm yapılan alanların uydu fotoğrafı üzerindeki lokasyonları ve yüzey arazi örtülerini gösteren resimler. Üstteki haritada sulu tarım yapılan alanlar yeşil ile gösterilmektedir.

Bu iki farklı alana 2006 yılının Eylül ayında yerleştirilen otomatik meteoroloji istasyonları ile güneşlenme, yüzeyde net radyasyon, sıcaklık, nem, yağış, rüzgar hızı ve yönü gibi meteorolojik parametreler bir yıla yakın bir süre zarfında anlık olarak ölçüldü. Toplanan verilerin analizi ile iki alan arasındaki hidrometeorolojik farklar ortaya çıkarıldı.

Ölçümler her iki alana gelen güneş enerjisinde önemli bir fark olmadığını gösterdi. İki alanın birbirine yakınlığı düşünüldüğünde bu beklenen bir sonuçtu. Ancak net radyasyon değerleri arasında Haziran ayından itibaren önemli farklar ortaya çıktığı tespit edildi. Net radyasyon, güneşten gelen enerjinin ısıtma ve buharlaşma süreçleri için yüzeyde kalan kısmıdır. Büyüklüğü yüzey örtüsüne çok bağlıdır. Mayıs ayına kadar her iki arazi de boştur. Birbirine benzeyen yüzey nedeniyle net radyasyon değerleride benzerdir. Ancak Çekçek köyünde pamuk bitkisinin topraktan çıkması ve yapraklanmaya başlaması ile birlikte bu alanda Mayıs ayından itibaren ölçülen net radyasyonun Osmanbey’de ölçülenden daha büyük olduğu belirlenmiştir. Diğer bir deyişle pamuk tarımı yapılan alanda tarım yapılmayan alana göre daha fazla enerji tutulmaktadır. Peki, yüzeydeki bu enerji farklılığı her iki alanın sıcaklık ve nem değerlerini nasıl etkilemektedir?

Enerji farkının oluştuğu yaz aylarında sıcaklık açısından ilginç bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Yüzeyde tutulan enerjinin daha fazla olduğu pamuk tarımı yapılan Çekçek köyünde ölçülen sıcaklık, tarım yapılmayan alanda ölçülenden daha düşük çıkmaktadır. Yani Çekçek köyü Osmanbey’e nazaran daha serindir. Bunun nedeni bitkilerden olan terleme ve yüzeyden olan buharlaşmadır. Su olmayan Osmanbey’de yüzeyde tutulan enerjinin tamamına yakını doğrudan üzerindeki havayı ısıtırken, sulama yapılan Çekçek köyünde yüzeyde tutulan enerjinin büyük kısmı  terleme ve buharlaşma süreçleri için kullanılmaktadır. Terleme ve buharlaşma büyük miktarda enerji gerektiren yüzey süreçleridir. Yüzeyden büyük miktarda enerji çekerek yüzeyin soğumasına neden olurlar. Ancak, su buharı ile atmosfere geçen bu enerji yere yakın seviyedeki havayı ısıtmaz. Bu nedenle gizli ısı enerjisi olarak adlandırılır. Genellikle bu enerji su buharının yoğuşup bulut oluşturduğu atmosferin yüksek seviyelerinde açığa çıkar ve bu seviyelerdeki havayı ısıtır. Karnabahar görünümlü bulutların (kümülüs) oluşmasında, açığa çıkan bu ısı enerjisinin rolü büyüktür.

Günlük ortalama nem değerleri arasında da yazın dikkate değer farklar oluşur. Çekçek köyü Osmanbey’e göre daha nemlidir. Yukarıda da anlatıldığı gibi sulu tarım yapılan Çekçek köyünde yüzeyde tutulan güneş enerjisi topraktaki nemin, buharlaşma ve bitkilerden terleme yoluyla havaya geçmesine ve havanın nem oranının artmasına neden olmaktadır. Osmanbey’de toprak kuru olduğu için böyle bir durum söz konusu değildir. Ancak nadiren gerçekleşen yağmur olaylarından hemen sonra kısa zamanlar için benzer bir durum meydana gelebilmektedir.

Bütün bu verilere genel olarak bakacak olursak, birbirine yakın iki arazide sulu tarım yapılan alan diğerine göre nispeten daha serin ama nem oranı daha yüksek bir havaya sahip olmaktadır. Burada “serin” derken sadece aletin ölçtüğü değeri dikkate aldığımızı belirtmeliyiz. Ancak bilindiği üzere nemin etkisi ile sıcaklık değerleri ölçülenden daha fazla hissedilecektir. Bu durumda, tarım yapılan bölgedeki havada nemin artmasının bunaltıcılığı artırabileceğini ve sıhhat açısından olumsuzluklara yol açabileceğini söyleyebiliriz.  Nitekim istasyonların kurulması sırasında görüştüğümüz köylüler artan nemden şikayetçi olmuşlardı. Bu durum, bölge halkının yaşam konforunun değişmekte olduğuna işaret etmektedir.

Bu çalışmadan görüldüğü üzere, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yapılan yatırımlarla sadece bölgenin çehresi değil aynı zamanda havası ve iklimi de değişmektedir. Şimdilik GAP’ın sulama hedeflerinin sadece küçük bir kısmının tamamlanmış olduğunu düşünürsek, proje tamamen bitirildiğinde ortaya koyduğumuz bu bulguların biraz daha kuvvetlenebileceğini söyleyebiliriz. Ayrıca, tarım alanı  ölçümlerimiz, ovanın nispeten kenarına yakın bir alanında gerçekleştirildi. Ovanın ortasına doğru gidildiğinde sıcaklık ve nemdeki farkların artabileceği de gözönünde bulundurulmalıdır. Karasal bir iklime alışmış bölge insanının giderek nemlenen bir iklime uyumunda özellikle sağlık açısından çeşitli sorunlarla karşılaşması kaçınılmaz gözükmektedir. Bu sonuçları ortaya koyarak, olası sorunların şimdiden tespit edilmesi ve birçok yönden kalkınma sağlayacak, büyük emek ve para harcanan GAP’ın ileride bir kabus oluşturmaması için tedbirli davranmak gerektiğini hatırlatmak isteriz.

Teşekkür: Bu çalışma DPT ve İTÜ BAP tarafından desteklenmiştir.

Yazarlar: Ömer Lütfi Şen, Altuğ Ekici, Mehmet Karaca

* Bu yazı Yeşilatlas Dergisi’nin 2008 Aralık sayısında “Bölgenin İklimini Değiştiren GAP : Harran’ın Havası” başlığıyla yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s